• PSİKANALİZE GİRİŞ

  • KENDİLİK VE NESNE
    İLİŞKİLERİ

  • PSİKANALİZ

  • PSİKANALİTİK
    PSİKOTERAPİLER

  • PSİKANALİZLE
    SANAT-I-YORUM

BİRİNCİL NARSİSİZM VE TÜMGÜÇLÜLÜK

BİRİNCİL NARSİSİZM VE TÜMGÜÇLÜLÜK

Freud, narsisizm kavramını değerlendirirken kendilik ve benliği birbirinden açıkça ayırmamıştır. Freudun narsisizm ve kendilik kavramları ile ilgili tespitlerinde selbst/self/kendi kelimesini kullanışına bakılırsa bu konularla ilgili düşünceleri daha iyi anlaşılır1. Hartmann2, nesneye yapılan yatırımın karşılığının (ya da karşısında) benliğe değil kendiliğe yapılan yatırım olduğunu belirtince benlik ile kendilik ayrışmıştır. Hartmann, libido benliğe geri çekildi” derken benliğin libidoyu kendiliğin üzerine çektiğini”, kendini sevme”nin kendiliğe yatırım yapma” olduğunu belirtmiştir. Buna narsisizm değil narsisistik benlik yatırımı” demeyi uygun görmüştür.

Bu gelişmeler narsisizmin dinamiklerinin anlaşılmasını ve klinikteki kullanımını artırmıştır. Narsisizmle ilgili kavramsallaştırmalarda kendilik, nesne ve benliği birbirinden ayırmak yalnızca konunun daha iyi anlaşılmasını sağlar. Bunların yanında narsisizm temelde kendilik ve değerlilik ile ilgilidir. Narsisistik kişilik bozukluğunun dinamiğinde kişinin; korkak, küçük, aşağılık, aç kalmış, beğenilmeyen, görülmeyen, yetersiz ve değersiz kendiliğini; cesur, büyük, üstün, tokgözlü, beğenilen, tümgüçlü ve değerli göstermek için tüm benlik işlevlerini, yalnızca tek özne kendisiymiş gibi kullanması vardır. Narsisistik kişilik bozukluğunda kişi, her türlü ilişki, yaşantı ve deneyimi tehdit edici kötü” durumlardan korunmak amacıyla kullanabilir3, üstbenlik bu yönde kolaylıkla manipüle edilebilir.

Birincil narsisizm ve tümgüçlülük

Birincil narsisizmde tüm libidinal yatırım kendiliktedir. Hatta kendilik dışında nesne yokmuş gibidir, benlik ve altbenlik ayrışmamıştır4. Bu duruma, anne karnındaki bebek ya da uyuma hali örnek verilebilir. Annenin bebeğine bakması, kendini adaması, sevgisi, onunla bir olması, onu ülküleştirmesi ile bebeğin içindeki anne tasarımı oluşur, bütünleşir, pekişir ve kalıcılaşır. İçsel anne tasarımının varlığı sağlıklı ve düşlemin eşlik ettiği bir otoerotizm gelişmesine olanak sağlar5. Bu sırada otoerotizm, yalnız kalma kapasitesini desteklerken6 anne-babanın otoerotizmi yasaklaması nesne sevgisini güvenceye alır7.

Bebeği annesiz düşünmek mümkün olmadığı için birincil narsisizmi anne olmadan kavramsallaştırmaya çalışmak zorlama olacaktır. Birincil narsisizmi anlamakta Winnicott’ın tümgüçlülük yanılsaması8 kavramından yararlanabiliriz. Anne, bebeğinin ihtiyaçlarıyla özdeşleştiğinde ve onun bakımına kendini adadığında bebek her acıktığında (ihtiyaç hissettiğinde) memenin gelmesiyle memeyi (ihtiyaç doyuran nesneyi) yarattığını zanneder. Winnicott bu sürece birincil annelik uğraşısı9 der. Anne, bebeğinin mutlak bağımlılığına uyum sağlamış ve buna değer vermiştir. Annenin bu özdeşimi; bebeğe bir tümgüçlülük yanılsaması yaşatır, bebeğin annesinin olma hali” ile özdeşleşmesini, bebeğin kendisini değerli, canlı ve gerçek hissetmesini sağlar. Winnicott bu durumu ruhsallığın başlangıcı ve diğer tüm ögelerin üzerine inşa olacağı evre olarak görür. Annenin, bebeğinin dürtüsel ihtiyaçları ile özdeşleşmesi, bebeğin kendi dürtülerini ruhsallığının içine almasını sağlar ve gerçek kendiliğin gelişmesine olanak tanıyarak yaratıcılığa teşvik eder.

Tümgüçlülük yanılsamasının sağlıklı bir biçimde bozulması, annenin bir diğer işlevi ve görevidir. Anne, çocuğunun katlanma düzeyine göre kendisini ayarlayarak zaman içinde tam doyum sağlamayı bırakır. Böylelikle çocuk dünyanın merkezinde olmadığını, narsisistik bir kırılma ve yaralanma olmadan kavrar.

Yeterince iyi bir anne içselleştirilebilirse çocuk bir geçiş nesnesi yaratarak tümgüçlülük yanılsamasını kısmen sürdürür. Büyüsel düşüncesini oynama kapasitesine yönlendirebilir ve geçiş alanı zenginleşebilir. Ben ve ben olmayan arasındaki farkı ayırt eder. Tümgüçlülük yanılsamasının bozulmasında yeterince iyi annenin tüm saldırılara rağmen yıkılmaması da etkilidir. Annenin yıkılmaması anneyi gerçek kılar ve bebeğin dışına yerleştirir10.

Tümgüçlülük önce anne-babaya oradan tanrısal tasarımlara aktarılır. Yalnızca libido değil, yoğun saldırganlık da içerir ve bu yüzden savunmaları etkinleştirir. Saldırganlıkla bağlantılı olan haset ve libidoyla bağlantılı olan bağımlılık konularının çözümlenememesi tümgüçlülüğün işlenmesini engelleyebilir11.

Çocuklardaki tümgüçlülük halini detaylı olarak çalışan Klein, iyi nesnelerin içe yansıtılmasında ve kötü kendilik parçalarının dışa yansıtılmasında tümgüçlülüğü normal bir gelişim evresi olarak değerlendirmiştir. Tümgüçlülüğü paranoid-şizoid ve depresif kaygılara karşı bir savunma olarak görmüştür12. Çocuklarda, tümgüçlü yıkıcı saldırganlık düşlemlerinin onarma düşlemlerinden daha güçlü ve daha ısrarcı olduğunu belirtmiştir13.

Otoerotizmin düzenlenememesi, tümgüçlülük yanılsamasının oluşamaması ya da travmatik bir biçimde bozulması, tümgüçlü yıkıcı saldırganlık düşlemlerinin bastırılamaması narsisistik patolojilere neden olabilir.

 

 

  1. Köşkdere AA. “Yas ve melankoli” makalesinde benlik, kendilik ve nesne ilişkileri. Psikanaliz Yazıları 2022; 45:187-203.
  2. Hartmann H. Comments on the psychoanalytic theory of the ego. Psychoanalytic Study of the Child, 5, 1950. 74-96.
  3. Volkan VD. Ast, G. Özsevinin dokusu. İzmir: Odağ Yayınları; 2002.
  4. Laplanche J, Pontalis JB. The language of psycho-analysis, Çev Donald Nicholson-Smith, The International Psycho-Analytical Library, The Hogarth Press and the Institute; 1973.
  5. Spitz RA. Autoerotism—Some empirical findings and hypotheses on three of its manifestations in the first year of life. Psychoanalytic Study of the Child 1949; 3:85-120.
  6. Winnicott DW. Kendi başına olma kapasitesi. Çev. R. Tükel, Psikanaliz Yazıları 1958; 3:21-28.
  7. Bollas C. Hysteria. London: Taylor & Frances/Routledge; 2000.
  8. Winnicott DW. Transitional objects and transitional phenomena—a study of the first not-me possession. International Journal of Psychoanalysis 1953; 34:89-97.
  9. Winnicott, D. W. Birincil annelik tasası. Çev. Salgın, A., Psikanaliz Yazıları, 1956; 4:101-107.
  10. Winnicott DW. Geçiş Nesneleri ve Geçiş Olguları. Oyun ve Gerçeklik, İstanbul: Metis Yayınları, Ötekini Dinlemek; 1971.
  11. Akthar S. Comprehensive dictionary of psychoanalysis, London: Routledge; 2009.
  12. Klein M. Some theoretical conclusions regarding the emotional life of the infant. The Writings of Melanie Klein, Vol. 3. içinde London: Hogarth Press; 1952. 61-93.
  13. Klein M. On identification, The Writings of Melanie Klein, Vol. 3. içinde London: Hogarth Press; 1955. 141-175.